İmkansız Aşklar Hayal Gibi Başlar

İmkânsız aşklar, sevgili hayatı yaşamaya ve sürdürmeye karşın engel taşıdığı düşünülen aşklardır. Bu gibi durumlarda kadın ve erken, ilişkileri başladıktan kısa bir süre sonra aşklarının bir sonu olamayacağına dair bir inanışa kapılır veya beraberliklerine engel olan bir dış etken bulunmaktadır. Yasaklar ve engeller kimi bireyler için tutku uyandıran unsurlardır; yasak güçlendikçe aşk alevlenir, engeller arttıkça duygular kontrolden çıkacak şekilde karşı konulamaz olur. Bir araya gelememe durumu, gizli görüşmeler ve kaçamaklar ilişkinin esas hareketini oluşturur ve bireyler, her buluşmada, bir araya gelebilme, sevgili olabilme hayalini kurar. İlişkinin anlam ve önemi bu engel etrafında kurulur ve sevgililerin birincil paylaşımları, birlikte olamamanın zorluğuyla ilgili bitmeyen hüzün dolu konuşmalar içerir. İmkansız ilişkiler, yüzyılın aşkı gibi yaşanır ve hayal edilir ama peri masallarında bile, mutlu sona ulaşıldıktan sonra neler oldugunu kimse bilmez. Prens külkedisine ulaştığında ve artık, herkesin mutlu bir hayat süreceklerini hayal ettiğinde, ne yaşadıklarını bilen ve yazan kimse olmamıştır. İmkânsız aşların da engeli kalktığında, artık yaşanılabilir olduklarına neye dönüeceğini kimse bilemez.

Her ilişkinin başı, aslında iki hayalin kaşılaşmasından ibarettir. İmkânsız olsun veya olmasın, arzunun temelinde düşlem yatar. Ama ilişki ilerledikçe, zaman içinde, sevgililer farklılaşır. İlk başlarda bireyler, farkına varmadan, onları oluşturan ve bilinçdışı süreçlerinden oluşan kimi yönlerini daha rahat bastırabilirler. Bu masum bir maske gibidir ve kişiler bunu bilerek ve zorlanarak değil, aşkın büyüsüyle taşırlar. Bireyleri asıl oluşturan ve ilişki kurma biçimlerini belirleyen yönler ise, biraz zaman geçtikçe ortaya çıkmaya başlar. İşte o zaman, ilişki kurma yolunda olan bu bireylerin birlikte olup olamayacakları, bir ilişkinin mümkün olup olamayacağı anlaşılmaya başlar. Büyü kaybolur mu o zaman? Hayır, kaybolmak zorunda değildir ama bu, tamamıyla kişilerin iç dünyalarına ve karşılıklı olarak ilişkiyi yaşama biçimlerine bağlıdır.

Kimi bireyse, ilişki imkânsız olduğu zaman arzu, sevgi, tutku duyabilmektedir. İlişki kuramamak ne kadar sancılı da olsa, bir araya gelememe, gelmeme durumudur onları ayakta tutan. Engel kalktığı zaman paniğe kapılıp kaçma eğiliminde olurlar ve bu, çoğu zaman, yakından sevemedikleri veya yakınlaşmanın uyandırdığı kaygıdan dolayıdır.

Çoğu zaman, ilişkileri konuşmak, anlamak için, arkadaşlar arasında toplanılır, tartışılır… Ama bireyleri anlamak zordur ve duygu ve davranışlar neden sonuç ilişkilerine bağlı değildir. Anlamlar daha derinlerde saklıdır, bireyin kendisinin bile açıklamakta güçlük çekeceği, iç dünyasında.