Parmak Emmek Anneyi Çağrıştırır

Annenin olmadığı bir anda, annenin aktardığı güven duygusuna benzer bir rahatlama yaşamak için, parmak emmek…

Doğumun gerçekleşmesiyle birlikte anneyle yaşantılanan ilk temas, bebeği, rahatlamanın yollarının ilk adımlarına doğru götürür. Yeni doğanın ağlamaları, o an yaşamakta olduğu rahatsızlığı ifade ederken, anne bebeğini rahatlatacak en uygun cevabı vermeye çalışır. Bu cevapların arasında, oldukça temel ve esas olan emzirme eylemi bulunur. Süt emme, ister anneden ister biberondan olsun, çok kısa sürede rahatlatan bir olgu olarak belirlenir. Doyurmanın beraberinde getirdiği rahatlamanın yanısıra, emme esnasındaki temas da rahatlatıcı bir nitelik kazanır. Huzursuzluk yaşayan ama o an doyma hissiyle olmasa da emmeye devam eden bebekler dikkatinizi mutlaka çekmiştir. Ağız bölgesi ve emme hareketi, annenin yardımıyla, rahatlatan bir beden bölgesi olarak belirlenir. Bununla birlikte bebekler, rahatlama ihtiyacı duydukları her anda emme hareketini gerçekleştirmeye başlarlar. Henüz farklı nesnelerle veya ilgi alanlarıyla karşılaşmamış olmalarından dolayı, kendilerine ulaşılabilir olan, bedenleri üzerinden rahatlama yolunu seçerler. Sütünün hazırlanmasını beklerken veya uykuya dalarken bir bebeğin parmağını emmesi de buna bağlıdır; içsel bir uyarana karşı rahatlatıcı bir çözümle ortama uyum sağlama çabası.

Parmak emmek aynı zamanda bir “geçiş nesnesi” gibi de algılanır. “Geçiş nesnesi” terimi, ünlü bir psikanalist olan Winnicott’a aittir ve çocukların, annelerinin zaman zaman yanıbaşında olmamasına alışabilmek için, birlikte uyuyabilecekleri ve onlara bir varlık hissi getirebilecek bazı oyuncaklara ihtiyaç duyabilicekleri fikrine dayanmaktadır. Parmak emmek de buna benzer bir etki yaratmaktadır. Başka bir deyişle, rahatlatan anne olmadığında, “rahatlatan parmak” veya “rahatlatan emzik” benzer bir his uyandırmaktadır.

Bazı durumlarda parmak emme eylemi ileriki yaşlara taşınmaktadır. Aile ne yaparsa yapsın çocuk parmağını emmekten vazgeçememektedir. Parmak emme eyleminin beraberinde getirdiği rahatlama hissinden uzaklaşabilmek için, benzer bir duyguya olanak tanıyan farklı bir odaklanma alanı bulmuş olmak gerekir. Buna olanak tanıyan farklı bir eylem, odak noktası veya ilgi alanı bulunamadığı durumlarda ise, çocuk parmağından ve rahatlatıcı yanından ayrılmakta güçlük çeker. Bu, tamamiyle bilinçdışı bir süreçtir ve dolayısıyla parmağa acı biber veya ilaçlar sürmek veya farklı vazgeçirme taktikleri denemek çocuğu ancak zora sokacak eylemlerdir. Çocuk, kendi kişisel rahatlama alanını bulamadan farklı alanlara yönlendirilir, kısıtlanır ve yasaklamalarla başetmeye çalışmak durumunda kalırsa, her stres düzeyi artışı, onu daha da fazla bu eylemi gerçekleştirmesine yol açacaktır. Aile bu durumdan dolayı endişe duyduğu taktirde bir uzmana danışabilir ve farklı uzlaşım yolları aranabilir.